'' Doğru Hastaya Doğru Teknik ''

115 Gün Önce


Dr. Açıkgöz lazer tedavisindeki en önemli noktanın doğru hastaya doğru tekniğin uygulanması olduğunu belirtti.

1990’lı yılların başında hayatımıza giren lazer ile tedavi yöntemleri her alanda olduğu gibi göz hastalıkları için de büyük bir kolaylık sağladı. Hızla ilerleyen teknoloji, göz tedavisinde de ‘No Touch’ sistemi ile kendini göstermeye başladı ve göze dokunulmasından rahatsız olan hastalar için yeni bir olanak yarattı. No Touch ve diğer lazer tedavilerine ilişkin ayrıntıları Opr. Dr. Mete Açıkgöz’den dinledik;

MELEK SEDA TUNÇ: ÖNCELİKLE GÖZ LAZERİ HAYATIMIZA NE ZAMAN GİRDİ HOCAM?

DR. METE AÇIKGÖZ:  Göz için lazer işlemi Türkiye’de 24 yıldır yapılan bir işlemdir. Tabi her sene akredite olan bir cerrahi alandır. Cihazlar kendini geliştiriyor, teknoloji devleri bu cihazları sürekli güncelliyorlar. 24 yıldır kendini kanıtlamış bir sistemdir lazer tedavisi. Bu 24 yılda yaklaşık 30 milyon kişi lazer ile tedavi oldu dünyada. Türkiye’de de dünyaya eş zamanlı olarak 1992 yılında başladı lazer tedavisi.

TUNÇ: GÖZ TEKNOLOJİSİNİN ZİRVESİ ‘NO TOUCH’TAN BAHSEDER MİSİNİZ?

AÇIKGÖZ:  Şuanda lazer tedavinde kullanılan teknolojinin zirvesi ‘No Touch’ denilen bir sistemdir. Kelime anlamı ‘dokunmadan’ yani göze dokunmadan yapılan bir işlemdir. Diyoptri (derece) başına değişmekle beraber 30 ile 50 saniye arasında bir işlem sürüyor. 2 gün içinde göz iyileşiyor. İki gün içinde hasta normal işlerine devam ediyor. Tabi hangi tekniği uygulayacağımıza da hastanın göz numarasına göre karar veriyoruz. Hasta geliyor muayenesini oluyor biz ona göre işlem uyguluyoruz.

TUNÇ: BURADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER VE HASTA SEÇİMİNE İLİŞKİN BİLGİ VERİR MİSİNİZ?

AÇIKGÖZ: Mesela sınırımız 400 mikrondur. Yani kornea kalınlığı. Operasyondan sonra korneada ne kadar bir kalınlık kalacak bizim için o önemli. Operasyon sonrası 400 mikronun altında kalacak kişilere lazer operasyonu yapmıyoruz. Yine göze şeker hastalığı vurmuş hastalara bu işlemi yapmıyoruz, glokom hastalarına yani göz tansiyonu hastalarına yapmıyoruz, artı korneasında scar (iz) olan hastalara da lazer yapmıyoruz. Onun dışında aşırı derecede beklentisi olan obsesif insanlara da yapmıyoruz. Çünkü bu işin Refraktif Cerrahide kuralı şu: sonuçta bu bir işlem. 30 saniye de sürse bir işlem yapılıyor. Herhangi bir riski yok ama İ-lasik Lazer yapıldığı zaman çok düşük de olsa 10 binde 2 gibi bir risk var. Onun için çok obsesif kişilere bu işlem tüm dünyada uygulanmaz bir kural olarak.

TUNÇ: BİRDEN FAZLA GÖZ BOZUKLUĞU TEDAVİLERİNDE NASIL BİR İŞLEM UYGULANIYOR HOCAM?

AÇIKGÖZ: Çift göz bozukluğu olan hastalarımızda da yine lazer işlemi yapılıyor. 40 yaşından sonra PresbyMax dediğimiz bir lazer teknolojisi var onda da kornea üzerinde hem yakını hem uzağı görecek şekilde bir harita oluşturuluyor cihaz tarafından. O harita oluşturulduktan sonra hasta hem uzak hem de yakını görüyor. Bu işlem 7-8 dakika gibi bir zaman alıyor. Yine uzak-yakın-astigmat tedavilerini de isteyen hasta kolaylıkla olabiliyor. Cihazımız 5 dereceye kadar astigmat düzeltiyor, 12 dereceye kadar da miyop düzeltiyor.

TUNÇ: İNSANLARDAKİ TEDİRGİNLİK VE ENDİŞENİN YERİNİ GÜVEN DUYGUSU ALDI DİYEBİLİR MİYİZ?

AÇIKGÖZ: Elbette. İnsanlar artık daha çok güveniyor lazer yöntemine çünkü cihazlar gelişti. Cihazlar geliştiği için çok eskiden olan sorunlar atıyorum 1992 yılında görülen sorunlar artık olmuyor. Refraktif Cerrahide temel prensip şudur: Gören göz üzerine yapıldığı için en doğru hastaya en doğru teknik uygulanması gerekir. Çünkü hasta konfor için geliyor ve zaten görüyor, lazer olmak zorunda değil hasta, ömür boyu bile gözlük kullanabilir ama konfor aradığı için biz burada çok hassas davranmak zorundayız. Doğru hastaya doğru teknik uygulanacak ki ileride problem çıkmasın.

TUNÇ: LAZERİN YANI SIRA ‘ORGANİK MERCEK’ DENİLEN BİR TEKNOLOJİ VAR. KISACA BAHSEDEBİLİR MİYİZ ACABA?

AÇIKGÖZ: Evet organik mercekler 3 gruba yapılabilir. Bir: katarakt hastalarına, iki: lazere uygun olmayan genç hastalara, 3: gözünde kataraktı olmayıp da 40 yaşından sonra gözlükten kurtulmak isteyenlere yapılır. Çok odaklı bir göz içi merceğidir ve operasyon ile göze takılır. Tamamı ile organik ve şeffaftır çünkü ömür boyu gözde kalacaktır. Hastanın merceği ile o merceği değiş tokuş yapıyoruz, yine 10-12 dakika gibi bir sürede dikiş atılmadan 2 milimetre gibi küçük bir kesikle işlem tamamlanıyor. Hasta operasyon sonrası hem uzak, hem yakın, hem de astigmattan kurtuluyor.

TUNÇ: HOCAM MALUMUNUZ KONTAKT LENS KULLANIMI DA OLDUKÇA YAYGIN. RİSKLERİ VAR MIDIR KONTAKT LENSİN?

AÇIKGÖZ: Hastanın korneası uygun ise elbette kontakt lens kullanabilir ama kontakt lensin de kendine göre ayrı komplikasyonları var. Bir defa göz kuruluğu yapıyor, gözü oksijensiz bıraktığı için gözün çevresinde damarlanma yapıyor. Bu da lazeri ileride olumsuz etkileyerek, lazerin başarısını düşürüyor. Kısaca lazerden daha çok komplikasyonları var diyebilirim. Sonuçta her kontakt lens kullanıcısında problem çıkacak diye bir şey yok ama uzun vadede gözün nefes alması engelleniyor ne kadar oksijen alsa da lensiniz sonuçta yapay bir şey var gözünüzün içinde. Uzun vadede sıkıntılı olabiliyor.

TUNÇ: LAZERDE SON TEKNOLOJİ KULLANIYORSUNUZ, BUNA ORANLA MALATYA’DA LAZERE İLGİ NASIL?

AÇIKGÖZ: İnsanların ilgisi Malatya özelinde yavaş yavaş artıyor. Ben zaten İstanbul dahil olmak üzere 25 yıldır yapıyordum bu işlemi. Daha önceleri hatta il dışına gidip hastalarımı tedavi ediyordum daha sonra Malatya’da Gözde Hastanemize bu cihazı aldırdık. Şuan hastalarımızın potansiyeli giderek artıyor. Bizdeki teknoloji Alman teknolojisi ve çıkan en son, en üst teknoloji. Onun için hastalar gönül rahatlığı ile muayene olabilir eğer gözleri uygun ise No Touch veya İ-lasik yöntemi ile işleme karar verebiliriz. Dünyada 5 yıldır kullanılan No Touch yöntemi, Malatya’da ise 6 aydır var. 3 dioptiriye kadar uyguladığımız bir yöntemdir ayrıca No Touch. Bizim önerimiz ince kornealarda, I-lasik’ten korkan hastalarda No Touch lazerin yapılmasıdır. 

 

 Etiketler: op dr mete açıkgöz, göz hastalıkları uzmanı, lazer tedavisi, göz hastalıkları, göz bozuklukları